VAKA:BÜYÜ, METAFİZİK VARLIK, NAZAR, HASET, LANET, ÇAKRA BLOKAJI, MERİDYEN BLOKAJI, AURA BLOKAJI, RUHSAL ve DUYGUSAL RAHATSIZLIKLAR

DANIŞAN: Ömer Faruk ÖZSAN–İstanbul’da dini eğitim kurumunda yönetici

ÖMER FARUK’UN DURUMU: Üzerinde nazar enerjisi, haset enerjisi, 3 farklı büyü enerjisi ve 8 negatif bedensiz varlık enerjisi, evinde hem büyü enerjisi hem de negatif bedensiz varlık enerjisi mevcut. Enerji bedenleri, meridyen kanalları ve çakraları full blokajlı. Eril-Dişil enerjisi full dengesiz. Aurası sıkıntılı.

Ömer Faruk Bey bize müracaatta bulunduğunda, üzerinde çocukluğundan beri üzerinde var olan büyü ve negatif varlıklardan bir çok hocalara gitmesine rağmen kurtulamamanın verdiği derin sıkıntı ve ümitsizlik vardı.

Artık sıkıntılarının doruk noktaya ulaştığı bir gece Alemlerin Rabbine dua edip şifa dileyen Ömer Faruk sabahleyin sosyal medyada bizim sayfamızla karşılaşır ve bir anda içerisinde bir heyecan oluşur… Devamını aşağıda kendi kaleminden okuyabilirsiniz…

SONUÇ: Kendisine uyguladığımız 75 günlük Şifa Enerjileri Uygulaması’ndan ve bir çok destek çalışmalardan sonra üzerindeki nazar, büyü ve bedensiz varlık enerjileri sıfırlandı, Eril-Dişil Enerjisi dengelendi, aurasının genişliği mükemmel derecede arttı, tüm enerji kanallarındaki blokajlar sıfırlandı. Evine yapmış olduğumuz mekân temizliğinden sonra evindeki büyü ve negatif varlık enerjileri sıfırlandı.

Şu anki durumunu merak ediyorsanız lütfen okumaya devam ediniz…

ÖMER FARUK’UN KALEMİNDEN:  ”Bu yazıyı kurumsal olarak ŞifaZANE ailesine, bireysel olarak ta Aynural ailesine, benim için yaptıkları iyiliklere binaen şükran borcu olarak, duygu ve düşüncelerimi aktarmak ve bu yazıyı okuyan sizler içinse rehber olabilmek için yazdım. Ümit ederim ki, bu yazıyı okuduktan sonra bir insanın neler yaşadığı ve neler yaşayabileceği bunun akabinde nasıl huzura erdiğine ve nasıl şifa bulduğuna şahit olacaksınız. Eğer bu yazıyı okuyorsanız sizin de şifalanma zamanınız gelmiş demektir. Her satırını dikkatle okumanızı istirham ediyorum. Çünkü sizin de aynı şeyler başınıza gelmiş olabilir ya da her an gelebilir. Bu sıkıntıların ömrünüze nasıl etki ettiğini, hafife alınmaması gereken konular olduğunu anlamanızı rica ediyorum. Allah’ın biz kulları için ne mucizeler yarattığını, asla ümitsizliğe düşmememiz gerektiğini ve Yüce Allah’ın biz kullarına ancak hususi kullarıyla tecelli ettiğini unutmayınız. Dert de ondan şifa da ondandır. Yeter ki şifayı arayalım, bize hediye olarak verilen bu hayatı en iyi şekilde yaşamamız için hikmetine teslim olalım. Yaptığı her işte bir hikmet bulunan Yüce Allah’ın nelere kadir olduğunu bu vesileyle bir kere daha anlamış olalım.

Ben ömrü ilimle, insanlara hizmetle geçmiş bir kardeşinizim. İnsanların haliyle hemhal olurken kendini ihmal etmiş ve aynaya dönüp; “ben nasılım sorusunu sormamış”, hızlı geçen bu hayatın içindeki harikulade nimetleri görememiş biriyim. Her şeyin üstesinden gelmeye çalışan aslında hayatın birçok fırsatlarını ıskalamış biriyim. Terzi kendi söküğünü dikemez sözünü bizzat yaşadım. Birçok sıkıntının üstesinden gelmeyi, hasta halimi iyileştirmek için kendimi emin ellere bırakmam gerektiğini, ŞifaZANE ile tanıştıktan ve Aynural ailesini tanıdıktan sonra idrak ettim.

ŞifaZANE İLE TANIŞMADAN ÖNCEKİ HAYATIM

Şöyle ki:

Çocukluğumda ailemden, aile sevgisini birçok insan gibi ben de görmedim. Gençlik yıllarım hep mücadeleyle geçti. Huzur bulamadım, tam huzur buldum derken yapmamam gereken bir evlilik yaptım. Basiretim bağlandığından, gözüm görmez olduğundan telafisi zor hatalar zincirine dolandım ve neticede boşandım. Evlilik sürecim ise tam bir dünya cehennemiydi…
Evliliğimin son bir yılı beni yaşamaktan küstürür hale getirdi. Eşimle aram gayet iyiyken birbirimizin nefesini kestik, hayatımızı yaşanmaz hale getirdik ve artık bitsin diye karar aldık. Aile, bu dünyada cennet yuvasıyken nasıl cehenneme dönebilir sorusuna hepimiz bir şekilde cevap verebiliriz ama ruh halimizi nasıl düzeltebiliriz buna bir cevap bulamayız. O vakitler ağzımızdan çıkan sözler insanoğlunun sarf etmesi gereken sözler değildi… İçsel ve dışsal davranışlarımız normal birinde olmaması gereken hareketlerdi.

Gece geç saatlerde eşimle aynı anda ayarlanmış gibi “Allaaah” diye bağırarak uyanmanın nasıl bir şey olduğunu ve evdeki seslerin garipliğini sizlere tam olarak aktarmam biraz zor. Lakin bu satırları yürekten yazdığım için az da olsa hissedeceğinize eminim.

Rüyalarınızda her gece yılanlar tarafından sokulmak, sanki gerçekten yılanlar ve akrepler tarafından sokulduğunuzu hissetmek bile insanın yüreğini yakmaya yeter. “Allah’ım biz ne günah işledik” sorusunun cevabını bulamayışımız ise tam bir muamma… Uyurken bakalım bu gece hangi yılanlar akrepler ve çirkin yaratıklar tarafından sokulacağız diye düşünmeden edemediğiniz bir hayatı düşünün. Her gece korkarak kalkıp evdeki sesleri dinleyerek geçen geceleri, sabahları kalktığınızda acı çektirilen bedeninize, karnınıza, bacaklarınıza, sırtınıza baktığınızı düşünün…

Biz beş vakit namazımızı kılarken ve evde kuran okumayı eksik etmezken neydi bizim başımıza bu gelenler? Harama, helale dikkat eden, karıncayı dahi incitmeyen insanın başına gelir mi böyle haller? GELİRMİŞ…

 Yuva yıkmanın günahını büyüklüğünü anlayamayacak kadar ve Allah’tan korkmayacak kadar bize büyü yapan kişi yahut kişilerin yatacak yeri var mıdır sizce? İşte biz bu savaşı kaybettik. Çünkü o an savaşacak gücümüz yoktu.

Bu işlerde usta olmuş hocalara başvurduğumuzda “size şöyle büyü yapmışlar, böyle büyü yapmışlar” demekten öteye gidemeyen hocaların yetersizliklerine az şahit olmadık. Amacım kimseyi yermek değil. Evet, şifa bulma vaktimiz değilmiş bunu anladık. Zaten olacağın önüne geçilemezmiş, bunu da anladık. Fakat hayatımızın geri kalan kısmı böyle mi geçecekti?
Yalnızken yine başvurduğum yerler oldu, “Namazlar seni temizlemiş” dendi. Ben hala tereddütteydim, hala içimi de dışımı da kemiren bir şeyler vardı ama buna çözüm bulamayacağımı düşünmeye başlamış artık yanacaksa yansın gemiler, demeye başlamıştım. Ölmek istedim, çekip gitmek istedim. Yurt dışından başka ülkelere baktım. Bu koca dünyaya sığmıyordum. Dar geliyordu her yer ve her şey…

Rüyamda gördüğüm simsiyah kanatlı varlıklar tepeme biniyor adeta beni sarmalıyorlardı, peşimi bırakmıyorlardı. Bıkmıştım deniz yaratıklarıyla savaşmaktan, beni görmesinler diye kaçmaktan, yüz-iki yüz metre büyüklüğünde tsunami dalgalarıyla boğuşmaktan… Artık yorulmuş, bıkmış, usanmıştım. Bazen bu dalgalara kendimi bırakır ölümü beklerdim. Bazen de yaratıkların ağzında yem olmaya bırakırdım kendimi. Her gece defalarca köpek balıkları tarafından ısırılırdım. Günden güne yok oluyordum. Ama elimden hiçbir şey gelmiyordu. Günlük hayatta hayat dolu gibi görünüyordum ama kendi hayatım yoktu. Hiçbir şeyi sağlıklı düşünemiyor, bazen çocuk gibi, bazen yaşlı insanlar gibi, bilmem kaç çeşit kişilik bölünmesi yaşıyordum.

HAYATIMIN DÖNÜM NOKTASI…

Ve bir gün sabah namazında ağlamaklı bir şekilde secdede dedim ki:

“EY RABBİM! VAKTİM GELDİYSE CANIMI AL YA DA BANA HAYAT ENERJİSİ VER! BÖYLE YAŞAYAMIYORUM. ARTIK SABRIM TÜKENDİ!”

diye içli içli yalvardım, yakardım. Aynı gün internette umutsuz bir şekilde arama yaparken “ŞifaZANE-Holistik Şifa Uygulama Merkezi” diye bir site karşıma çıktı aslında şimdi anlıyorum çıkarıldı. Full Enerji Check Up, Mini Enerji Check Up yazıyordu sitede. İçeriğini okuduğumda benimle ilgili satırlara denk geldim ve mini Check Up yapılması için Şifa Merkezi’nin whatsapp hattına Check Up talebimi ileten bir mesaj attım. Çok kısa süre içerisinde enerji boyutundaki durumumu gösterir raporu yine whatsapp üzerinden gönderdiler. Bu kadar kısa süre içerisinde dönüş yapmaları beni çok sevindirdi. Çünkü çıkacak sonucu çok merak ediyordum. Rapor geldiğinde enerji kanallarımın hepsinin blokajlı-tıkalı, eril-dişil enerjimin dengesiz olduğunu; üzerimde nazar, haset, negatif işlem ve negatif varlık enerjileri bulunduğunu; hayat enerjimin sadece yüzde onluk kısmıyla yaşadığımı öğrendim. Kendilerine hemen cevap yazdım; “ben şifalanmak istiyorum” dedim. Sonradan ŞifaZANE’nin kurucularından, eğitmenlerinden ve şifa uygulayıcılarından olduğunu öğrendiğim Ferhat Bey bana dönüş yaparak raporun tek tek açıklamasını detaylı bir şekilde yaptı ve beni her konuda bilgilendirdi. Ben de, inanın bütün kalbimle şuraya yazıyorum ki, son umut olarak “Gereği neyse yapabilir miyiz?” dedim. 


Ferhat Hocam ile gece saat 02 - 03 arası konuştuk ve yaklaşık bir saat şifalanma sürecinin nasıl işleyeceğini anlattılar. Bedenimde olan halsizlik, sürekli yorgunluk, zaman zaman oluşan sinir krizleri gibi bazı sağlıklı olmayan yönlerimin düzelmesi için önce üzerimdeki varlıkların temizlenmesinin gerektiğini, varlıkların hem ruhuma hem bedenime sirayet ettiklerini, onlar üzerimde durdukça asla sağlıklı karar alamayacağımı, varlıklar temizlendikten sonra ruhumda ve bedenimde oluşan tahribatı onarmakla ilgili yapacakları uygulamaları anlattılar ve bir hafta sonra şifanlandırma işlemlerini başlattılar. Süreç şöyle başladı:

Ferhat Hocam ilk 2 gün birer saat, uzaktan enerji çalışmasıyla beraber Kur-an’dan şifa ayetleri okuması yaptılar. Hocam, “ben okurken anormal bir durum olursa haber verin” dediler. Gözümle bir şey görmüyordum ama bedenim git gide ağırlaşıyordu. Sanki bedenim normal ağırlığımın iki katı ağırlaştı. Okuma bittiğinde bana “Üzerinizdeki varlıklar şu an kendilerini saklıyorlar. Başlarına ne geleceğini bildikleri için ve bizi yanıltmak için sessizliği tercih ediyorlar ve kendilerini hissettirmiyorlar” dediklerinde, “işte aradığım Allah’ın güzel bir kulunu buldum” dedim. Çünkü benim halim gerçekte de buydu farkındaydım ama somut bir şey göremiyordum. Ferhat Hocamın durumun farkında olması beni müthiş ferahlattı. Çünkü farkında olan durumu kontrol altına alabilirdi.

Ferhat Hocam kısa bir işlemden sonra evli olduğum zamanlarda yapılan büyülerin tesiriyle üzerimde kalan sekiz varlığın olduğunu söylemişlerdi. Bu sekiz varlıktan birinin bana âşık olduğunu söylediklerinde çok şaşırdım. Âşık cin vakıalarını duyardım. İnternette cinlerin âşık olduğu erkeklerin ve kadınların cin çıkarma seanslarını izlerken, “Allah yardımcıları olsun” diye dua ederdim. Kırk yıl düşünsem âşık cin vakıası ile karşılaşacağım aklıma gelmezdi.

Ferhat Hocam şifalandırma sürecinin üçüncü günü gecesi yazılı olarak gönderdikleri bazı ritüelleri uygulamamı istediler. Birinci uygulamadan sonra uyumak için yatağıma yattım. Ana hattıyla yazacak olursam; gece rüyamda bana âşık olan cini gördüm, “beni bırakma benimle evlen, ne olur beni bırakma” diye yalvarırcasına sarılmıştı bana. Onu o kadar net hissettim ki, sabah kalktığımda kucağıma uzanmasının sıcaklığını tıpkı gerçek hayatta sarılmış gibi hissettim. O bana âşık olan cinin ta kendisiydi.

Yıllardır üzerimde olup bedenimi halsiz bırakan, gereksiz bir şekilde yerli yersiz sinir krizlerine girmeme, boşanmama sebep olan, gençliğimi heder eden, beni hayattan bezdiren, Yaradan ile olan yakınlığımı engellemeye çalışan varlığı sonunda görmüştüm. Birkaç gün daha aynı şekilde rüyama girdi. Sonra yanında sol gözü küçük, sağ gözü büyük bir çocukla birlikte evden ayrıldı. Bu durumu Ferhat Hocama anlattığımda, “geçmiş olsun sizden ayrılmış ama yine gelme ihtimaline karşı biz işlemlere aynı şekilde devam edeceğiz, sizi koruma ve kontrol altında tutacağız” dediler.

Üzerimdeki sekiz varlığın diğer yedisini de gördüm. Hiç konuşmadan sadece bana bakıyorlar, konuşmaya çalıştığımda cevapta vermiyorlardı. Onları rüyamda görmüştüm ama yaşadıklarım, hissettiklerim ve şahit olduklarım rüya değildi.  Şifalanma sürecimin ilk haftası yataktan zor kalkıyordum çünkü bedenim yorgundu. Varlıkların sebep olduğu tahribatın neticelerini kısa bir süre yaşadım. Ferhat Hocam şifalanma sürecinin ilk günlerinin sıkıntılı geçebileceğini söylemişti seanslara başlamadan önce. İyileşme yani şifalanma süreci içinde oluşan bu gelişmeler beni hayata bağladı. Hayat yaşamaya değer demeye başladım. İçimi daraltan sıkıntıların yerine içimi ferahlatan neşe, huzur duyguları hâkim olmaya başladı. Bedenim ve ruhum susuz kalmış toprağın suyla buluşmasına benziyordu ve günden güne toprağımın yeşerdiğini, ruhumun huzura erdiğini, rahat nefes almanın mutluluğunu şu anda şükürler olsun yaşıyorum.

ŞİFA BULMA SÜRECİNDE YAŞADIKLARIM

💙Daha önce iki yüz metre büyüklüğünde tsunamilerle boğuşurdum. Fakat şifalanma sürecinde bir gün kendimi; “Rengi simsiyah olan bir denizdeyken gördüm. Bu sefer dalga yoktu, kara yoktu, canavar yoktu, köpek balığı yoktu. Biraz yüzdükten sonra denizde tek kişinin durabileceği bir kaya parçası gördüm ve ona çıktım. Çıkar çıkmaz kayanın üzerinde duran battaniyeyi üzerime sardım. Artık üşümüyordum, korkmuyordum. Tam bu esnada net olarak anlaşılan ezan sesini duydum. Ezan sesi kurtuluşun sesiydi, huzurun sesiydi ve ben o huzuru rüyamda yoğun bir şekilde hissediyordum.

💙Daha önceki rüyalarımda evime köpekler girerdi ve bana saldırırlardı. Fakat artık giremiyorlardı. İçeri girecekleri sırada kapının önünde demir parmaklıklar oluşuyordu ve içeri giremiyorlardı üstelik artık havlamıyorlardı da. Kapının önüne oturup insanın baktığı gibi gözüme bakıyorlardı. (Allah’ım ne zor bir durum)

💙Bana sarılan ve âşık olan cinni kadın ayakta duramıyor, yere düşüyordu ve günden güne beti benzi kararmaya ve zayıflamaya başlamıştı. Artık bana yalvarmıyordu, sessiz ve üzgündü, vaz geçmişti benden. Mevlit kandili gecesi gördüğüm rüyada âşık olan cin yaşlanmış, bedenini çökmüştü ve bir müddet sonra ölüm haberini minareden okunan sela ile öğrendim.
Allah bu durumda olanlara yardım etsin. Yıllarca bilmeden, fark etmeden varlıklarla yaşayan insanlara Allah şifa kapılarını açsın. Bu yazıyı yazmamdaki amacım budur; benim yaşadığım zorluklar gibi veya daha farklı durumlar yaşayan birileri varsa bir an önce kendilerini emin ellere bırakmalılar. Ve şifalanmak nasıl bir mutlulukmuş keyfini çıkarmalılar.

Ferhat Hocamın verdiği ritüelleri, uygulamaları, olumlamaları, vazifeleri her gün aksatmadan yaptım. Günden güne gözüm, gönlüm açıldı. Yüzüm gerçekten gözlerimle gülmeye başladı ve kalbim günden güne ferahladı. Yurt dışından bir arkadaşım, “sana ne oldu böyle, her şeyde hemen yoruluyordun, enerjim tükendi diyordun, sanki yeniden gençleşmişsin” dedi. Ses tonum, sönmek üzere olan bir mumu andırırdı. “Reflü hastalığım var, faranjit hastalığım” var diye kendimi avutur dururdum. Aynı rahatsızlıklarım hala devam ediyor ama ses tonum niye canlı, niye güçlü? Yıllardır düzelmeyen sesim şimdi niye düzeldi? Çünkü şifa buldum…  Arkadaşım ise ruh halimi ses tonumdan yüzümü görmeden anlamıştı.

ŞifaZANE’NİN FARKI

ŞifaZANE adı gibi gerçekten şifa dağıtan bir merkez. İlk andan itibaren oradaki şifa enerjisini ve Aynural Ailesi’nin (Ferhat & Şehnaz & Senanur AYNURAL) pozitif enerjisini üzerinizde çok yoğun bir şekilde hissediyorsunuz. ŞifaZANE’de her şey bir düzen içerisinde işliyor. İlk önce Ferhat Hocam ile tanışıyorsunuz. Gerekli tüm açıklamaları en ince detayına kadar size O aktarıyor ve seanslara Onunla başlıyorsunuz. Üzerinizdeki negatif ağırlıklar hafiflemeye, yüzünüz, gözünüz, algılarınız açılmaya başladığında bu sefer sahneye Şehnaz Hocam çıkıyor. Genel manada bir bilinçaltı temizliği yaptıktan sonra size verdiği eğitimlerle sizdeki fikri dönüşümü başlatıyor. O eğitimlerden sonra hayata bambaşka bir gözle bakmaya ve hayatı anlamaya başlıyorsunuz. Bir süre sonra da sahneye Senanur Hocamız çıkıyor ve bilinçaltımızda şifalanmamıza ve hayatta ilerlememize, kazanmamıza, başarılı olmamıza engel olan bilinçaltı blokajlarımızı ve çocukluğumuzdan gelen travmalarımızı derinlemesine temizliyor. Bu arada ilk günden itibaren her gün size whatsapp üzerinden gönderilen birbirinden güzel ve özel farkındalık yazıları da müthiş bir şekilde farkındalık kanallarımızı açıyor. Sistem o kadar güzel işliyor ki siz hiç farkında olmadan ister istemez bir su misali bu sistemin içerisinde akıp gidiyorsunuz. Kendinize gelip “n’oluyor ya hu” dediğinizde (negatif varlıklar ve düşünceler açısından) iş işten geçmiş ve yepyeni bir dünyaya adım atmış oluyorsunuz.

Şehnaz Hocam ile çalışmamızı biraz daha açacak olursam; Hocam geçmişimden kalan bazı takıntılarımı, zihnimde yer etmiş olan yanlış düşüncelerimi farklı açılardan değerlendirerek zihinsel olarak rahatlamamı sağladılar. Mesela, “her şey para değil önemli olan huzurdur” cümlesini çok kullanırdım. Evet, önemli olan huzur fakat paranın suçu ne?  Huzursuzluğu para yapmıyor ki, para beni kötüye kullan demiyor, benimle huzursuzluk çıkar da demiyor, o zaman paranın suçu ne? Paraya çok haksızlık ettiğimi düşündüm. Bilinçaltında geçmişten gelen yahut aileden gelen yanlış kalıpların düzelmesi için fikirler verdiler ve kararmış olan zihin dünyamı birçok konuda aydınlattılar. Hatta Şehnaz Hanım öyle bir cümle kurdular ki, unutmak mümkün değil: “BU DÜNYADA GÜLMEK VARKEN NİYE AĞLAYALIM, MUTLU OLMAK VARKEN NEDEN MUTSUZ OLALIM.”

Senanur Hocam ise bilinçaltımda olan ve geçmişten kalan kin, nefret, üzüntü ve geceleri uyutmayan derin düşüncelerden kurtulmam için bilinçaltı dünyama yolculuk yaptırdılar. Biz nasıl ki bir düşünceden başka bir düşünceye geçiş yaparız buna benzer şekilde Senanur Hocam da beni bilinçaltında yolculuğa çıkarttılar. Otuz yıldır asla anlayamadığım, yıllarca bulamadığım sorunun cevabını bulmama yardımcı olup, otuz yıldır çektiğim sıkıntının sebebini daha ilk seansta öğrenmeme vesile oldular. Tekrar yazıyorum, hayatta en çok merak ettiğim sıkıntının sebebini otuz yıl sonra Senanur Hanım’ın yaptırdığı bilinçaltı yolculuğunun ilk seansında öğrendim. Sıkıntım özel bir durum olduğu için ayrıntıları yazmak istemiyorum.    

İşin bizim açımızdan güzel tarafı ise şifa enerji çalışması haricindeki yani Ferhat Hocamın yaptığı çalışmanın haricindeki tüm çalışmalar ve hizmetler bize ücretsiz olarak sunuluyor. Bir de işin yine güzel bir tarafı bizden aldıkları paranın belli bir yüzdesini, bizim daha hızlı bir şekilde şifalanmamız için fakir-fukaraya ve aşevlerine veriyorlar ve bunu da gönderdikleri dekontla belgelendiriyorlar.

SON SÖZ…

Üç aylık şifalanma sürecinin ilk ayı yeni bitti. Evet, bedenimdeki ve ruhumdaki olumlu gelişmeler sadece bir ay içinde oldu. Geriye kalan iki aylık süreçte ne güzellikler yaşayacağımı tahmin bile edemiyorum.

Şifalanma sürecimi şifa arayanlar için ana hatlarıyla aktarmaya çalıştım.

Özetleyecek olursam; Önceleri yaşamaktan sıkılmış, hiçbir şeyden zevk almayan,  yaşam enerjisi tükenmiş biriyken, günden güne sabun gibi eriyip zihinsel ve ruhsal olarak yok olurken, kısacası tüm ümidimi kaybetmek üzereyken ŞifaZANE’yi ve Aynural ailesini tanıdıktan sonra nasıl şifa bulduğumu ve şifalanma sürecimi aktarmaya çalıştım. Derman arayanlara rehber olmaya çalıştım. Ümit ederim ki, şifa arayanlara bu vesileyle yol göstererek hayır duası almış olurum.

Kurumsal olarak ŞifaZANE ailesine, bireysel olarak ta Aynural ailesine sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Şifalanma sürecinde gösterdikleri müthiş sabır, gayret, ilgi ve alakalarından dolayı minnettarım. Şükran borcumu ne söylesem ne yapsam az kalır, ancak dua edebilirim. Allah Sizden Razı Olsun!

NOT: Şifalanma sürecim ile ilgili daha detaylı bilgi almak isteyenler ŞifaZANE’den telefonumu alıp beniml