33- Kırmızı Reishi Mantarı'nın Antioksidan Etkileri 

Oksidatif stres ve etkileri :
Insanlar gibi aerobik organizmalarda oksijen kullanımının dogal sonucu olarak reaktif oksijen metabolitleri (ROM) veya serbest radikaller olusmakta, bunların olusumları ve vücudun dogal mekanizmaları tarafından zararsız hale getirilme mekanizmaları arasında bir dengesizlik oldugunda oksidatif stres ortaya çıkmaktadır. Günlük hayatta karsılastıgımız egzos gazı, hazır gıdalardaki koruyucu kimyasallar, sigara, sulardaki agır metaller gibi çok çesitli unsurlar serbest radikal olusumunu artırmaktadır. Gelisen oksidatif stres, çesitli mekanizmalar ile proteinler, lipitler ve DNA’ya hasar vermektedir.

Insan vücudunun her hücresinde DNA’nın günde 10 kez oksidatif hasara maruz kaldıgı öne sürülmüstür. DNA hasarı ve onarımı arasındaki denge nedeniyle, çok düsük düzeylerde hasar, saglıklı bireylerde de saptanmaktadır. Yeni dogan sıçanlarda dahi DNA’da oksidatif bazmodifikasyonunun (8OHdG) oldugu gösterilmistir.

Oksidatif stres sonucunda olusan DNA hasarı mutasyonlara, kansere ve yaslanmaya sebep olmaktadır. Oksidatif stres insanlarda ateroskleroz, Parkinson hastalıgı, Alzheimer gibi birçok hastalıga neden olmaktadır. Oksidatif stres aynı zamanda yaslanmada da önemli bir yere sahiptir. Antioksidanlar, serbest radikallerin olusmasını engelleyen, olusanları ortadan kaldıran ve verdikleri zararı önleyen maddelerdir. Antioksidan enzim düzeylerindeki azalma ve/veya DNA onarım mekanizmalarında eksiklik olması, ROM ve oksidatif DNA hasarının artmasına yol açmaktadır (Burçak ve Andican, 2004). Serbest radikal aracılı oksidatif DNA hasarı (Burçak ve Andican, 2004) Antioksidan enzim düzeyleri yaslılıkla birlikte azalmaktadır, Baska bir deyisle vücutta antioksidanların azalması sonucu yaslanma meydana gelmektedir. Bundan dolayı, yaslanmayla beraber vücutta oksidatif stres düzeyleri artarken kanser, kalp-damar hastalıkları ve beyin felci (inme) olgularında artış görülmektedir.

Son yıllarda insanların maruz kaldıkları hava kirliligi, hazır gıdalardaki koruyucu katkı maddeleri, denizlerin kirlenmesi sonucu balıklar yoluyla alınan kimaysallar, pestisitler, agır metaller, sigara vb. zararlı maddeler nedeniyle de oksidatif stres artmaktadır.

İnsanlar arasında antioksidan enzim seviyeleri açısından ciddi farklılıklar bulunmaktadır. DNA yapısındaki nükleotid farklılıklarından kaynaklanan bu degisimlere polimorfizm denilmektedir.

Antioksidan enzimler kimi insanda çok aktif oldukları halde kimilerinde düsük seviyelerdedir.Bundan dolayı birinin maruz kaldıgı çevresel kirlilik, oksidatif stres, kanserojen madde gibi etkenler o kiside herhangi bir hastalıga yol açmazken, bir baskasında kanser, kalp hastalıgı, inme gibi ölümcül hastalıklara neden olabilmektedir.

Şu anda rutin çalısan laboratuvarlarda antioksidan enzim seviyelerine ve DNA farklılıklarına bakılmamaktadır. Bu yüzden hiçbirimiz vücudumuzda bu enzimlerin hangi seviyelerde bulundugunu, DNA’mızda antioksidan enzim seviyelerini düsürecek bir mutasyon olup olmadıgını bilmiyoruz. Vücudumuzda neler olup bittigini bilmedigimize göre hastalıklardan korunmak için yapılacak en akıllıca iş antioksidan alımımızı arttırmak olacaktır.

Diyabet hastalarında da oksidatif stres artmakta, bu da böbrek, kalp ve karaciger gibi organlarda hasara yol açmaktadır.

Efsane mantar Ganoderma lucidum karaciger ve böbreklerin oksidatif hasarını önlemektedir.

Ganoderma lucidum’un hücresel DNA’yı oksidatif hasara karsı koruyan biyolojik aktif bilesikler içerdigi bildirilmistir (Shi ve ark., 2002). Ganoderma lucidum’un özütünün Ultraviyole (UV) ısınları ve hidroksil radikali sonucu DNA’da olusan kırıklara karsı koruma sagladıgı bulunmustur.

Ayrıca bu yıl Journal of Ethnopharmacology dergisinde yayınlanan bir çalısmada Ganoderma lucidum’un suda çözünen özünün oksidatif DNA hasarı sırasında ortaya çıkan 8OHdG konsantrasyonunu düsürdügü gösterilmistir (Yuen ve Gohel, 2008).

Lee ve ark. tarafından yapılan bir arastırmada Ganoderma lucidum’dan izole edilen aminopolisakkaritlerin hidroksil radikali (OH×) ve süperoksit anyonunu (O2 -) inaktive etmiş ve reaktif oksijen türleri tarafından indüklenen oksidatif strese karsı koruyucu etkisi oldugu ortaya konmustur.

Ajith ve Janardhanan tarafından yazılan bir makalede Ganoderma lucidum’un ciddi antioksidan özellikler içerdigi belirtilmektedir

Ganoderma lucidum’un antioksidan özelligi sayesinde makrofajlardaki süperoksit anyonu olusumunu engelledigi, bundan dolayı da ateroskleroza karsı terapatik bir ajan olarak kullanılabilecegi ortaya konmustur..Vücudun oksijen kullanımını düzenleyen Ganoderma lucidum kalp krizini ve spazmı önlemektedir.